15 Kasım 2017 Çarşamba

Söylenecek Çok Şey Var !


sessizlik ile ilgili görsel sonucu

Söylenecek o kadar şey varken,
Susman ne garip!
Sana senler katarken ben gün gün,
Senden gün gün eksilmem ne garip!
Söyleyeceğim onca şey varken,
Katlanacak halinin olmaması ne garip!
Koşarken sana çok hızlı adımlarla,
Kaybettiğim onca yılı telafi için ölürken ben,
Kulaklarını sımsıkı kapatabilmen ne garip!
Tek ses beklerken senden ben,
Uykuya dalabilmeyi beklemen ne garip!
Yattığım yerler kalbime kalbime batarken,
Uyku yavaş yavaş zehirlerken,
Kollarımı kaldıracak halim yokken,
Yaşlı çocuk neden bu kadar sakin, ne garip!
Sana doğru konuşurken ben,
Ayakkabılarımı, yollarımı sana döndürmüşken,
Ve artık geride kalan ne varsa tek bir kalemde yakmışken ben,
Hangi tür bir gerilimin yanında huzur buldun sen öyle, ne garip!
Çırılçıplak dans ederken ben kurşunlarının önünde,
Çelik yeleklerini giyip, yatağının altına saklanman ne garip!

Aldığın nefesi ezberledim,
Sürekli yazan kalbini okudum, ezberledim.
Tek bir damla gözyaşını bile kabul etmeyen o kayadan bakışlarını biliyorum.
Ama;
Gölgesinde huzurlandığım, içindeki o merhamet gitmiş ne garip!
Nasıl bir hırs bu ki; en bitik halin bile en güçlü hamlen olmuvermiş.

"Ölüm korkusundan daha da korkuncu yaşama sevinci" ymiş,
Anlatıyorum kendime, dinliyorum kendimi,

Feraşe.

26 Ekim 2017 Perşembe

Seni Seviyorum.

Seni seviyorum.
Seni çok seviyorum.
Seni aklının, kalbinin, ellerinin, parmaklarının kaldıramayacağı kadar fazla seviyorum.
Sesini duyunca içim kıpır kıpır oluyor.
Aklıma düşünce sen, içim cennet müjdesi kaplıyor.
Cehennemde yanmışım da Cennnetle müjdelenişimcesine.

Hayatımda tanıdığım en aksi adamsın sen,
Seni seviyorum demeyi bile beceremeyen,
Onu bile farklı milyon tonda söyleyen adam!
Ama biliyor musun?
Gözlerime baktığında kıtalarca şiir yazmandansa,
Söyleyecek söz bulamaman daha da altındı benim için..
Yada korktuğum bi anda kendine çekip sarmalaman
Daha da kuvvetliydi her şeyden.

Seni seviyorum.
Seni çok seviyorum.
Seni seviyorum kaç farklı şekilde söylenir!' in adıydı adın.
Hani "odun" denir ya,
sen kalbi hamurdan bi odunsun benim için.

"Bi rahat dur",
"Elin kolun bi rahat dursun""
"Çiğnemeyi bilmiyosan çiğneme şu sakızı"
kimine göre kaba,
Ama bilmezler ki
Bunların her harfi aşk kokar.

Seni Seviyorum Adam,
Seni aklının, kalbinin alamayacağı kadar çok seviyorum.

Feraşe.

18 Temmuz 2017 Salı

Sil Göz Yaşını.




Arkada bıraktıklarıma baktım bugün,
Elimden geldiğince soğuk kanlıydım,
Buz gibi, sessiz ve sakin..
Yalnız çıktım bugün Kadıköy' e,
Belki izlerimi görebilirim diye,
Göremedim.

Kemiklerim sağlam, ve bugün de hayattayım, evet!
Ah Ağrılarım, evet!
İyi olmanın yetmediği yerlerden geçmişim hep,
İstediğim yerlere, istediğim zaman..

Sigara dudaklarıma yakışmıştı bence,
Ardarda yakmak daha da sexydi sanırım,
Hele ki dudaklarındakiler Kırmızıysa ve sen Kadınsan!
Savaş boyalarımı sürmüştüm o gün..

İçimi soğuk tuttum ki eritmemek için kalbimi yine.
Geçtiğimiz yerlerden geçtim,
Bir nevi dayanıklılık testimdin benim.

Ben hep kendimi düşündüm,
Ben bencil bir kadındım çünkü.
En değerli bendim, en kıymetli ben!

Ama "olamadıklarım için üzgünüm, beni olduklarımla kabullen,
Yapamadıklarımı unut, yapabildiklerimle tebessümlen" derken üstad,
ve herkes bir miktar zalimken ben çok daha fazlasını bekleyen oldum.

Doğru karar, kendim için verdiğim en büyük emekti,
Yada doğru sandığım karar..
Ben kalple düşüncelerim arasındaki o kavgaya hiç karışmadım,
Onları hiç ayırmadım,
Kalp hep yumuşak bir tabiatken,
Ben düşüncelerimin ona sert darbelerle vurmasına izin verdim.
Yere düşüşünü izledim kalbimin!
Haksızlığa karşı susmak dilsiz şeytanlıkken,
Ben Şeytana bile yol gösteren oldum!

Ben tehlikeli bi kadındım!
Zarar veren, üzen, acımasız, bencil!
Ne yazık ki havada uçuşan sözler yerini buldu;
"Yaşattıklarımı yaşamadan ölmemek.."

Yarım bir insan gibi devam ediyorum yoluma, 
Her parçam ayrı yerde gibi.
Öyle ki acılarım bile bölük pörçük!

Hakettim mi diye soruyorum bazen?!
Evet!
Kocaman bir Evet!
Daha merhametlisi olamazdı.



Feraşeden.












29 Mart 2017 Çarşamba

EY ACI! BENI DAHA NE KADAR ACITABILIRDIN ?!




Parmaklarıma gelen bir kuvvet vardı, içimdeki sesi yükselten, beni olduğum yerden kımıldatan.
Ses vermek istemedim esasen uyuyan kelimelerime, ama tek bir umut ışığı bile yetti.
Uyanmalıymış kelimeler, sersemleseler de uyandılar.

Parmaklarıma gelen bir kuvvet vardı.
Kalbimin sözcüsü oldular yıllarca parmaklarım.
İnkarı bırakıp, kabullenme zamanı sanırım.
Başka çarem yok.

Yarıda kalan sözlerim, yarım kalan iyiliklerim, tuzdan da buz kalbim oldu.
Fark ettim ki "sana tutunmaya çalışan ben, beni tutmayıp düşüren sen!
Kolay değil kabullenmem, sert sözler geçerken içimden"..
Bende olan seni arayıp da bulamamak budalalık,
Bendeki seni arayan kolayca bulabilirdi aslında.
Ben en kolay çözülebilen, en salak kadın!

Ben bulamadım beni sende.
Gıcık bir sinir ağrısı oldun kalbimde, ne şekil alırsam aliyim geçmeyen,
Göğüs kafesime bastıran, oksijenime ortak, canımı hep yakan,
Çıkacak canıma vize vermeyen, ellerimi, gözlerimi bağlayan.
Ben çok direndim, ayakta kalabilmek için, tek bir ses için, tek bir kelimen için.
Avuçlarım kucağımda, kalbim boğazımda, nefesim gırtlağımda..

Fark etmediğindi; nefesinle söndürdüğün güneşim,
Devam eden, bitmeyen bir yoldu yolum,
ve dedim ki Feraşe, uzun yollara devam.
Yarım bıraktığındım, dönüp bakmadığın, 
Üfledin ve söndü güneşim.

Öyle bir organdın ki bedenimde,
Terk etsem edemem, kalsam nefesime ortak, ömür kısaltan.
Gidemedim.
Fişlerimi çekip bekledim, gitmedin.

Onca balon arasından, gülen balondu üzerine basıp da yok ettiğin.
Zeze' nin portakal ağacıydın Feraşe için,
Hazin sonlu, acıklı, ama umut veren..

Canımı yaktın adam!
Cılız bir alev içinde yanmaya çalışan umuduma acımadan boca ettin sularını,
Tekrar kalkamadım ayağa, tekrar alev alamadım.


Avuçlarımı açtım Rabbe, 
Rahlem bekledi her sabah,
Sen umuduma tutulan ışığı söndürdün adam!